Prof. Dr. Zakir Avşar: NATO Zirvesi ile Cumhuriyetin Yeni Ufku

13 Temmuz 2026

ANKARA – BHA

Prof. Dr. Zakir Avşar, “Cumhuriyetin muhteşem yüzyılında NATO Zirvesi ve Türkiye’nin ufku” başlıklı yazısında önemli noktalara değindi:

”Milletlerin tarihindeki bazı olaylar, yalnızca birkaç günlük diplomatik tartışmalarla sınırlı kalmaz. Bu tür gelişmeler, yıllar boyunca uluslararası ilişkilerin seyrini etkileyen ve devletlerin konumunu yeniden şekillendiren kritik dönüm noktalarına dönüşebilir. Türkiye açısından NATO Zirvesi, bu bağlamda dikkate değer bir organizasyon olarak öne çıkmıştır.

Haber Devam Ediyor

Zirve, diplomatik başarılar, güvenlik politikalarına katkılar, savunma sanayisine sağladığı görünürlük ve uluslararası kamuoyunda oluşturduğu olumlu imaj açısından dikkat çekici sonuçlar elde etmiştir.

Uluslararası ilişkilerde devletlerin gücü, yalnızca askerî kapasiteleriyle değil; aynı zamanda ekonomik dayanıklılık, teknolojik yeterlilik, diplomatik etkinlik, kültürel etki, kriz yönetimi becerisi ve uluslararası güvenilirlik gibi unsurlarla da değerlendirilir.

NATO Zirvesi’nin Stratejik Önemi

Joseph Nye’nin ortaya koyduğu “sert güç”, “yumuşak güç” ve “akıllı güç” kavramları, günümüz devletlerinin dış politika araçlarını açıklamakta önemli bir çerçeve sunmaktadır. Ankara’da düzenlenen zirve, Türkiye’nin bu üç güç unsurunu dengeli bir şekilde kullanabilen ülkeler arasında yer aldığını göstermesi açısından kritik bir öneme sahiptir.

Türkiye, NATO’nun nitelik ve nicelik açısından ikinci en büyük askerî gücüne sahip olmasının yanı sıra, Avrupa ile Asya arasında stratejik bir konumda bulunması sayesinde Karadeniz, Doğu Akdeniz, Balkanlar, Kafkasya ve Orta Doğu’daki güvenlik dengelerinin merkezinde yer almaktadır.

Enerji koridorlarının kesişim noktası olması, önemli deniz yollarını kontrol eden boğazlara sahip olması ve terörle mücadeledeki deneyimi, Türkiye’nin stratejik değerini artıran unsurlardır.

Diplomasi ve Tarih Bilinci

Zirvenin önemli yönlerinden biri, diplomasi ile tarih bilincinin başarılı bir şekilde birleştirilmesidir. Modern devletler, uluslararası platformlarda kendilerini diplomatik belgelerin yanı sıra semboller, kültürel miras ve tarih anlatıları aracılığıyla da ifade ederler. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen karşılama programı, bu anlayışın etkileyici örneklerinden biri olmuştur.

Tarihî askerî kıyafetler ve Mehter müziği eşliğinde yapılan karşılama, geçmişe duyulan özlemi sergilemekle kalmayıp köklü devlet geleneğinin modern diplomasi ile bütünleştiğini gösteren önemli bir sembol olmuştur.

Mehter, dünya askerî tarihinin en eski müzik topluluklarından biri olarak, Osmanlı ordularında moral kaynağı olmanın ötesinde psikolojik üstünlük sağlayan bir unsur olarak kullanılmıştır.

Kamu Diplomasisi ve Etkinlikler

Gastro diplomasi olarak adlandırılan Türk mutfağının sunumu, Emine Erdoğan’ın lider eşleri için düzenlediği etkinlikler ve çeşitli toplantılar, zirveyi benzer organizasyonlardan ayıran unsurlar arasında yer almıştır.

Uluslararası kamuoyu açısından zirvenin diğer bir önemli boyutu ise kamu diplomasisidir. Kamu diplomasisi, ülkelerin uluslararası düzeyde itibarını artırmayı hedefleyen stratejik iletişim faaliyetlerini kapsar. Kültürel mirasın tanıtımı, kurumsal kapasitenin sergilenmesi ve güven veren organizasyonların düzenlenmesi, bu sürecin temel öğeleri arasında bulunmaktadır.

Ankara’daki zirve süresince uygulanan organizasyon disiplininin yanı sıra güvenlik planlaması, medya koordinasyonu ve diplomatik protokol, Türkiye’nin büyük ölçekli uluslararası organizasyonları başarılı bir şekilde gerçekleştirebildiğini göstermiştir.

Türkiye’nin Uluslararası Rolü

Farklı ülkelerden gelen gazetecilerin, akademisyenlerin ve diplomatların Ankara’nın güvenliğini ve organizasyon kalitesini yerinde gözlemleme fırsatı bulması, Türkiye’nin uluslararası algısını güçlendirmiştir.

Diplomasinin en önemli unsurlarından biri güven inşa etme yeteneğidir. Türkiye, Karadeniz’deki tahıl koridoru girişimleri, esir değişimi süreçleri ve bölgesel krizlerdeki arabuluculuk çabaları sayesinde uluslararası sistemde dikkat çekici bir konum kazanmıştır. Farklı bloklarla iletişim kanallarını açık tutabilmesi, Türkiye’nin diplomatik avantajlarını artırmaktadır.

Geleceğe Dair Vizyon

Uluslararası sistem giderek daha karmaşık bir yapı haline gelirken, güvenilir ve öngörülebilir ülkelerin stratejik önemi artmaktadır. Ankara Zirvesi, Türkiye’nin bu rolünü pekiştiren önemli bir platform olmuştur.

Savunma sanayisi açısından zirve, yeni fırsatlar sunmuş; Türkiye, son yıllarda yaptığı yatırımlarla insansız hava araçları ve füze teknolojileri alanında önemli bir üretim kapasitesi geliştirmiştir. Yerli ve millî savunma sanayiinin ulaştığı seviyenin uluslararası heyetlerin dikkatini çekmesi, Türkiye’nin jeopolitik etkisini artırmaktadır.

Ankara Zirvesi’nin en dikkat çekici yönlerinden biri ise Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında ortaya konulan devlet vizyonudur. Bu vizyon, tarihî mirası çağdaş yönetim anlayışıyla birleştirerek güçlü bir medeniyet anlatısı oluşturmayı hedeflemektedir.

Geçmişe sahip çıkmak, geleceği yönlendirmek için önemli bir stratejik avantajdır. Bilim, geleceği inşa eden en güçlü araçtır ve bu iki unsuru bir araya getirmek, sürdürülebilir kalkınmanın temelini oluşturur.

Bugün büyük devletler, asker sayılarıyla değil; teknolojik üretim güçleri, ekonomik dayanıklılıkları ve diplomatik ağlarıyla değerlendirilmektedir. Türkiye’nin son yıllardaki performansı, bu alanlarda kaydedilen ilerlemeleri göstermektedir.

Ankara NATO Zirvesi, tüm bu gelişmelerin uluslararası toplum tarafından daha yakından gözlemlendiği önemli bir dönüm noktası olmuştur. Türkiye, köklü devlet geleneğini çağın gereklilikleriyle buluşturarak, bilim, teknoloji ve etkin diplomasi üzerine inşa edilen stratejik vizyonuyla küresel sistemdeki ağırlığını artırmaya devam etmektedir.

Bu vesileyle, ABD dahil birçok ülkeyle yaşanan sorunlara çözüm sunan bu Zirve’nin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese, özellikle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve Külliye ekibine teşekkürlerimi sunarım.